29 Nisan 2012 Pazar

Sosyal CRM Nedir?

Sosyal CRM (Müşteri ilişkileri Yönetimi), geleneksel CRM araçlarının Facebook, Twitter ve Linkedin gibi etkili sosyal ağlarla birleşmesiyle ortaya çıkan bir kavram.

“Sosyal CRM” müşteri ile iletişim kurmak için yalnızca alternatif bir yol değil, aynı zamanda onların sevdikleri, sevmedikleri, ihtiyaç ve istekleri kısaca yaşamları hakkında  derin bir bakış açısına sahip olmamızı sağlar. Böylece potansiyel müşteriler ile iletişim kurmamıza yardımcı olur.
Sosyal CRM hakkında göz önünde bulundurmanız gereken bir kaç önemli nokta aşağıda:

  • Sosyal CRM öncelikle, bir çok araç ve teknoloji ile desteklenen bir strateji.  Bu stratejinin temelini  ürün ile müşteri arasındaki ilişki ve etkileşimin izlenmesi oluşturur.
  • Sosyal CRM etkili bir müşteri ilişkileri ve veri yönetimi için geleneksel CRM’in arkasından gelen bir sistem ve süreci ifade ediyor.
  • Sosyal CRM’in anlamı farklı kurumlar için değişik  anlamlara gelebilir. Önemli olan nokta, iş konusunda çözmeye çalıştığınız konuyu anlayabilmek ve sonrasında sorunu çözmek.
  • Sosyal CRM; içerde ve dışarda, sosyal ve işbirlikçi  bir iş düzeni  geliştirmek için kullanabileceğiniz bir bileşendir.
  •  

Geleneksel CRM’i Anlamak
Geleneksel CRM müşteri ve marka arasında tek yönlü bir iletişimden oluşur.
Geleneksel CRM’in satış, pazarlama ve servis/destek tabanlı hizmetlerinden oluşmuş esasamacı, müşteriyi iletişim hattına alarak, tekrar geri dönmesini ve daha çok alışveriş yapmasını sağlamaktır.
Geleneksel CRM, markaların müşterilerinden toplayabildiği veri ve bilgi ile daha iyi bir hedef kitleye ulaşmayı amaçlamaktadır.
Sosyal CRM’i Anlamak
Halkla ilişkiler, şu an Sosyal CRM’de gerçekten aktif bir role sahip. Bir çok organizasyonda, markaların Sosyal yönünü  ve müşteri etkileşimi ni halkla ilişkiler departmanları yönetiyor.
Sosyal CRM’de  önemli bir diğer değişiklik ise müşterinin hemen etrafında gerçekleşen savunma ve deneyimin  Sosyal CRM’in çok önemli iki elementi  haline gelmesidir.  Geleneksel CRM’de, müşterinin marka ile hiç bir işbirliği ya da ilişkide bulunmayarak , gerçek anlamda CRM’in bir parçası olmadığını görebilirsiniz.
Sosyal CRM’de bu durum tamamen değişti. Müşteri bütün organizasyon yönetiminin odak noktası. Müşteriye mesajlar göndermek ya da pazarlama yapmak yerine, markalar artık sorunlarını nasıl çözeceklerine dair müşterilerle konuşuyor ve onlarla işbirliği yapıyor.  Müşteri ilişkilerini oluşturmaları ve kendi deneyimlerini şekillendirmeleri için markalar müşterileri destekliyor  ve büyük bir umutla markayı savunan müşteriler  yaratmaya çalışıyorlar.
Aklımızdan çıkarmamamız gereken bir önemli nokta da Sosyal CRM dediğimiz şeyin Geleneksel CRM’in her zaman geçirdiği değişimlerden birinin sonucu olarak ortaya çıktığı ve Geleneksel CRM’in yerini alan yeni bir kavram olmadığıdır.

Bu Değişimin Sebepleri Nelerdir?
Konuyu netleştirmek için bazı istatistiklerden faydalabiliriz;
Müşterilerin alışveriş yapacakları zaman dikkate aldıkları üç temel  kriter;
  • Kişisel deneyim(%98)
  • Firmanın itibarı ya da markası(%92)
  • Aile ve arkadaşlardan gelen tavsiyeler(%88)
Müşterilerin %41’i firmaların ürün ve servisleri ile ilgili geri bildirimleri almak üzere sosyal medyayı kullanmaları gerektiğini düşünüyor.
Müşterilerin %43 ‘ü müşteri sorunlarını çözmek için markaların sosyal medyayı kullanmaları gerektiğini söylüyor.
Alışveriş yapmadan önce her beş müşteriden dördü,
  • Ürün/servis ile ilgili önerilen doğruluğu internetten kontrol edecek (%81)
  • Ürün/servis  hakkındaki bilgileri araştıracak (%61)
  • Kullanıcı görüşlerini okuyacak (%55)
  • Sitelerden ratinglerini araştıracak (%43)
Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla müşterilerin marka ile olan ilişkilerinin nasıl değiştiğinin açıkça görüyoruz.
Markaların şimdiki mücadelesi  sistemlerini bu yeni sosyal müşterilerin ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılayacak şekilde uyarlamak ve geliştirmek.
Gartner’dan bir alıntı yapacak olursak;
2010 senesiyle birlikte firmaların yarısından çoğu sosyal medyada bir online topluluk oluşturuken müşterilerin gözünde değerlerini yok ederek büyük başarısızlıklara  uğrayacaklar.  Bunun en büyük sebebi ise marka  ve müşterilerin çıkarlarını net bir şekilde belirlemeden, bilinçsizce ve stratejiden yoksun bir şekilde  sosyal medya açılımına dahil olmaya çalışmaları olacak.

 https://twitter.com/#!/selamimacit
http://www.facebook.com/selami.macit


18 Nisan 2012 Çarşamba

Facebook Uygulamaları ve Marka Yönetimi

Uygulama Yoğunluğu ve Markaların Dikkat Etmesi Gerekenler

2 -3 ay önce Facebook pazarlama etkinliğinde bir data ile karşılaştım. Data diyor ki; 20 milyon kişi her gün uygulama kuruyor. 800 milyonluk Facebook dünyasında 20 milyon izin konusu tartışılması gerekiyor.
 

Sonuç olarak rakam şimdilik kabul edilebilir fakat yayına giren uygulama yoğunluğunu düşündüğümüzde uygulama kullanan kullanıcı sayısı her gün düşüyor, daha da düşecek.
Markaların bu tür istatistikleri önemseyerek bir kaç tane önemli noktayı her projede düşünmeleri gerekiyor.

1) Uygulamayı kimin için yapıyoruz? Uygulamayı kendisinin  ya da yöneticisinin değil müşterisinin beğeneceği şekilde yayına almalı. (En çok düşülen hata)

2) Uygulamayı geliştiren ajansım yeterli izni alıyor mu? Daha fazlasının son kullanıcının girişi kararını olumsuz etkileyeceğini bilmeli.

3) Database oluşturuyor muyuz? Her kampanya için farklı database’ler değil ortak bir database kullanımıyla bir sonraki projelerde daha önce katılmış kullanıcıların izinlerinin tekrardan alınmaması çok önemli


16 Nisan 2012 Pazartesi

Linkedin.com’u Başarıyla Kullanmak

Linkedin 120 milyon üyesiyle dünyanın en hızlı büyüyen profesyonel sosyal ağı. Türkiye’de de 30.01.2012 itibariyle 1,012 milyon üyesi bulunuyor. Linkedin sayesinde benzer veya farklı kollarında birçok profesyonelle iletişime geçebiliyor, bilgi paylaşımında bulunabiliyorsunuz.
Neden Linkedin’e üye olmalısınız?

Günümüz dünyasında ne kadar çok bildiğimizin yanı sıra, ne kadar çok kişi tanıdığımız da çok önemli. Networkü geniş olmayan profesyoneller, sadece kendi departmanlarında/şirketlerinde tanınabiliyor. Oysaki farklı kolları ve şirketlerdeki milyonlarca kişiye kendimizi tanıtmak konusunda sıkıntılar yaşayabiliyoruz.


Linkedin.com’daki profil özelliği, özgeçmişinizi bütün dünya ile Türkçe ve İngilizce olarak paylaşmanızı sağlıyor. Ayrıca Google’da isminiz aratıldığında Linkedin’deki profiliniz sayesinde üst sıralarda kendi belirlediğiniz profil sayfanızı çıkmasını sağlayabiliyorsunuz. Böylece networkünüze kendiniz hakkında en doğru bilgiyi birinci elden vermiş oluyorsunuz.

Önceki işyerlerinizde çalışan arkadaşlarınız, okul arkadaşlarınız ve farklı seminer/eğitimlerde tanıştığınız kişilerle Linkedin üzerinde iletişime geçebiliyorsunuz. Networkünüzdeki kişiler hakkında en güncel bilgilere de hızla ulaşırsınız.

Kendi işinizle ilgili çözüm bulamadığını konularda, Linkedin Answers ve Gruplar yardımıyla konunun uzmanlarına sorular sorabilir ve işin profesyonellerinden farklı çözümleri dinleyebilirsiniz.
İşinizden menün değilseniz veya farklı bir kariyer açılımı yapmak istiyorsanız Linkedin’den arayabilirsiniz. Aktif bir arayışınız olmasa ile, profesyonel bir profil sayfası sayesinde, head hunterların ve İK uzmanlarının hedefinde olursunuz.

Linkedin’de ilk defa profiliniz kurduysanız ve networkünüz de çok geniş değilse, işe beni ve Gelişim Platformu’nu Linkedin’de ekleyerek başlayabilirsiniz J


http://tr.linkedin.com/pub/geli%C5%9Fim-platformu/26/21/479: Gelişim Platformu profil sayfası
http://www.linkedin.com/company/gelisim-platformu: Gelişim Platformu firma sayfası
http://www.linkedin.com/groups/Gelisim-Platformu-4223542: Gelişim Platformu grup sayfası

11 Nisan 2012 Çarşamba

Hesabı Olan Tweetliyor



Facebook kadar popüler olmasa da Twitter'ın kullanıcı sayısı oldukça fazla. Eskiden 'Ağzı olan konuşuyor' denirdi, günümüzde ise 'Hesabı olan tweetliyor'. Yapılan araştırmaya göre, atılan tweetlerin büyük çoğunluğu ciddiye alınmıyor.


Amerika'nın en saygın üniversitelerinden Carnegie Mellon, MIT ve Georgia Tech'in ortak olarak yarattığı bir proje olan Who Gives a Tweet? sitesinde kullanıcılar kendi listelerindeki kişilerin tweetlerini değerlendirmeye aldılar. Aralık ve Ocak ayında, 19 gün süren deneye katılan 1443 kişi, toplam 2014 Twitter hesabından, toplam 43.738 tweeti değerlendirdiler.

Araştırmanın sonuçlarına göre katılımcılar, atılan tweetlerin yüzde 36'sınıbeğendi, yüzde 25'ini beğenmedi ve yüzde 39'u hakkında tarafsız kaldı.



En az ilgi gören tweetler, kişilerin özel hayatlarından ayrıntı vermeden attıkları ya da yanlızca kendi yakın arkadaşlarının anlayacakları şekilde attıkları tweetler oldu. Kişilerin ruh halleriyle ilgili attıkları 'Üff çok sıkkınım' tarzı (ergen stayla) tweetler de yine bol bol 'dislike' aldı.

Araştırmacılar sonuç olarak Twitter'da yapılması ve yapılmaması gerekenleri sıraladı;

1 - Herkesin bildiği, eski haberleri ya da bağlantıları paylaşmayın.

2 - Kendi fikirlerinizi, belirli konular hakkında açıklayın

3 - Arka arkaya onlarca tweet atmayın, 140 karakterin bir amacı ve anlamı var.

4 - Twitter raconunu mümkün olduğunca kullanmayın. Herkes kısaltmaları bilmek zorunda değil.

5 - Sandviç yediğiniz tweetlemeyin.

6 - Özet geçin.

7 - Zırlamanızı, ağlamanızı Twitter'dan yapmayın.